7. SINIF 2. ÜNİTE KONU ANLATIMI


Bu yazıyı PDF olarak indirmek ve yazdırmak için buraya tıklayın.

DESCRIBING WHAT PEOPLE DO REGULARLY

İnsanların düzenli olarak neler yaptıklarını ifade etmek için “Simple Present Tense” (Geniş Zaman) cümle yapısı kullanılır. Öncelikle İngilizcede geniş zaman cümle yapısına kısaca göz atalım.

*    İngilizcede geniş zaman olumlu cümle yapısında özne (cümlede bildirilen eylemi yerine getiren kişi)  “I, You, We, They” ise fiil her hangi bir ek almaz, yalın halde kullanılır. Örnek cümleleri inceleyiniz.

I get up early in the mornings. (Ben sabahları erken kalkarım.)
We have lunch at home. (Biz öğle yemeğini evde yeriz.)

*     Cümlenin öznesi “He, She, It” (3. tekil şahıs) ise fiillere yapılarına göre “-s, -es, -ies” eklerinden uygun olan getirilir. (Not: Have fiili, has haline dönüşür.)

He goes to a sports centre twice a week. (O haftada iki kez spor merkezine gider.)
She plays tennis on Saturdays. (O, Cumartesi günleri tenis oynar.)
She has breakfast at half past seven. (O yedi buçukta kahvaltı yapar.)

*    Olumsuz cümlelerde cümlenin öznesi “I, You, We, They” ise “do not” (don’t) ifadesi,
özne “He, She , It” ise “does not” (doesn’t)  ifadesi kullanılır. Fiiller herhangi bir ek almaz.

I don’t watch TV in the evenings. (Ben akşamları televizyon izlemem.)
He doesn’t have breakfast in the mornings. (O, sabahları kahvaltı yapmaz.)

*    Soru cümlelerinde özneden önce “do” ya da “does” yardımcı filleri gelir. Soru anlamı veren  “what, which, when, how” gibi soru kelimeleri her zaman cümlenin en başındadır. Soru cümlelerinde fiiller herhangi bir ek almaz.

Do you swim every day? (Her gün yüzer misin?) –> Yes, I do. / No, I don’t.
What does he do in the evenings? (Akşamları o ne yapar?)  –> He usually does homework.

*   Bir etkinliğin sıklığını sormak için “How often ……?” soru kelimesi kullanılır.

How often do you visit your aunt? (Halanı ne sıklıkta ziyaret edersin?)  è  Sometimes.
How often do you swim? (Ne sıklıkta yüzersin?) è Every day.

*    Bir etkinliğin sıklığını ifade etmek için kullanılan “adverbs of frequency” (sıklık zarfları) aşağıda sıralanmıştır. Sıklık zarfları cümlede özne ile fiil arasında yer alır.

Always (Her zaman, daima)     –>  I always watch TV in the evenings.

Usually / generally (Çoğunlukla, genellikle)   –>   He usually drives to work.

Often / frequently (Sık sık, sıklıkla)   –>   She often reads a book in the mornings.

Sometimes (Bazen, ara sıra)     –>  We sometimes play basketball at school.

Seldom / Rarely (Nadiren, seyrek olarak)   –>   You seldom visit your grandparents.

Hardly ever (Neredeyse hiç)

Never (Asla, hiç)   –>   They never do their homework.

*    Sıklık belirten diğer ifadeler “expressions of frequency” (sıklık ifadeleri) ise genellikle
cümlenin sonunda kullanılır.

Every day (Her gün)  –>    I go swimming every day.
Every summer (Her yaz)     –>   Every summer, we go for camping to Antalya.
Every weekend (Her haftasonu)   –>    My friends play basketball every weekend.
Once a week (Haftada bir kez)   –>    He washes his car once a week.
Twice a week (Haftada iki kez)  –>   I go swimming twice a week.
Once a month (Ayda bir kez)  –>   She goes to a concert once a week.
Three times a month (Ayda üç kez)  –>  We go to cinema three times a month.

*    Günlük rutinler veya düzenli yapılan etkinliklerin saatini veya zamanını belirtmek için kullanılan başlıca “time expressions” (zaman ifadeleri/zarflar) şunlardır:

Early (Erken)    –>  I wake up early in the mornings.
Late  (Geç)   –>   I sometimes get up late.
At 8:30 (Saat sekiz buçukta)  –>   I usually go to school at 8:30.
In the morning (Sabahleyin)  –>  He doesn’t have breakfast in the morning.
In the afternoon (Öğleden sonra)    –>      She has lunch at canteen in the afternoon.
In the evening (Akşamleyin)  –>   I chat with my family in the evening.
At night (Geceleyin)   –>  He doesn’t go to bed late at night.
On Saturdays (Cumartesi günleri)  –>   They go to shopping mall on Saturdays.
On weekdays (Haftaiçi günler)  –>  We go to school on weekdays.
On weekends (Haftasonu günler)  –>    We have picnic on weekends.
After …  (…’den sonra)   –>  After school, I take folk dance classes.
Before …   (…’den önce)   –>    Before dinner, I help my mother prepare the meal.

TALKING ABOUT ROUTINES AND DAILY ACTIVITIES

Günlük etkinlikler veya rutinlerle ilgili konuşmaya yönelik bazı soru cümleleri ve cevaplar (Aşağıdaki cümlelerin önemli bir kısmı ders kitaplarında geçen sorulardır):

Do you get up very early? (Çok erken mi kalkarsın?)   –>   Yes, I do. / No, I don’t.
Do you go to the cinema at the weekend? (Haftasonu sinemaya gider misin?)  –>   Yes, I do. / No, I don’t.
Do you have breakfast in the mornings? (Sabahları kahvaltı yapıyor musun?)  –>   Yes, I do. / No, I don’t.
Do you watch TV in the evenings? (Akşamları televizyon izler misin?)  –>   Yes, I do. / No, I don’t.
Do you walk to school? (Okula yürüyerek mi gidiyorsun?)  –>   Yes, I do. / No, I don’t.
Do you go swimming? (Yüzmeye gidiyor musun?)  –>   Yes, I do. / No, I don’t.
Do you go on a diet? (Diyete başlıyor musun?)   –>   Yes, I do. / No, I don’t.
What do you do after training? (Antrenmandan sonra ne yaparsın?)  –>   I go home and have dinner.
What do you do in the evenings? (Akşamları ne yaparsın?)  –>   I watch TV and chat with my family.
How often do you train? (Ne sıklıkta antrenman yaparsın?) à  –>   Twice a day.
How often do you play football? (Ne sıklıkta futbol oynarsın?)   –>  Once a month.
How often do you go running? (Ne sıklıkta koşu yapmaya gidersin?)  –>   Every day.
How often do you play volleyball? (Ne sıklıkta voleybol oynarsın?)  –>   Twice a week.
How often do you go swimming? (Ne sıklıkta yüzmeye gidersin?)  –>    Once a week.
How often do you do exercises? (Ne sıklıkta egzersiz yaparsın?)  –>    Rarely.
What time do you start training? (Saat kaçta antrenmana başlarsın?)  –>   At about seven o’clock.
What time does the training finish? (Antrenman saat kaçta biter?)  –>   At six o’clock.

GIVING EXPLANATIONS AND REASONS

Açıklama yapmak ve sebep bildirmek için because (çünkü) bağlacını kullanırız.

He trains at the sports center every day because he wants to win at the Olympic Games.
(O, spor merkezinde her gün antrenman yapar çünkü olimpiyat oyunlarında kazanmak istiyor.)

I want to play football because I think it is more exciting.
(Ben futbol oynamak istiyorum çünkü  bana göre o daha eğlencelidir.)

She always eats healthy food and runs twice a day because she wants to win a medal.
(O daima sağlık besleniyor ve günde iki kez koşuyor çünkü madalya kazanmak istiyor.)

She always goes on a diet because she must be 75 kg all the time.
(O daima diyete devam eder çünkü her zaman 75 kg altında kalmalıdır.)

VOCABULARY

 *   SPORTS Öncelikle ders kitaplarında geçen spor dalları ve sportif etkinliklere göz atalım…

Parkour (Parkur sporu)                   Boxing (Boks)                        Hockey (Hokey)

Badminton (Badminton)                 Football (Futbol)                   Basketball (Basketbol)

Aerobics (Aerobiks)                          Swimming (Yüzme)              Ice Skating (Buz pateni)

Cricket (Kriket)                                  Rollerskating (Paten)           Skiing (Kayak sporu)

Chess (Satranç)                                  Rollerblading (Paten)          Gymnastics (Jimnastik)

Taekwondo (Tekvando)                   Skateboarding (Kaykay)      Canoeing (Kano sporu)

Athletics (Atletizm)                           Rafting (Rafting)                   Cycling (Bisikletçilik)

Archery (Okçuluk)                             Karate (Karate)                     Water Polo (Su Topu)

Judo (Judo)                                          Surfing (Sörf)                       Martial Arts (Dövüş sporları)

Volleyball (Voleybol)                        Yoga (Yoga)                            Wrestling (Güreş)

Camping (Kamp yapma)                  Table tennis (Masa tenisi)  Bowling (Bovling)

Climbing (Dağcılık)                           Baseball (Beyzbol)                 Jogging (Hafif koşu)

Sprinting (Kısa mesafe koşu)          Running (Koşu)                     Marathon (Uzun mes. koşu)

Handball (Hentbol)                           Golf (golf)                                Tennis (tenis)

Trekking (Doğa yürüyüşü)              Hiking (Doğa yürüyüşü)      Fitness(Sağlıklı formda olma)

Which sports do you enjoy doing? (Hangi sporları yapmayı seversin?)

I enjoy _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ .

 

*   İngilizce ders kitaplarında sporlar basitçe beş kategori altında sınıflandırılmıştır: Individual Sports (Bireysel sporlar), Team Sports (Takım sporları), Indoor Sports (Kapalı alan sporları), Outdoor sports (Açık alan sporları) ve Extreme (Dangerous) Sports (Tehlikeli Sporlar). Fakat bazı sporların birden fazla kategoride değerlendirilebileceğini unutmayınız. Aşağıdaki örnekleri inceleyin.

Individual Sports
(Bireysel Sporlar)
Badminton, Bowling, Boxing, Canoeing, Running, Cycling, Golf,
Gymnastics, Skiing, Surfing, Swimming, Tennis, Wrestling
Team Sports
(Takım Sporları)
Water Polo, Hockey, Basketball, Football, Volleyball, Handball
Indoor Sports
(Kapalı Alan Sporları)
Aerobics, Weightlifting, Boxing, Table Tennis, Bowling,
Gymnastics, Handball, Basketball, Volleyball
Outdoor Sports
(Açık Alan Sporları)
Hockey, Cycling, Football, Camping, Hiking, Golf, Cricket, Trekking
Extreme (Dangerous) Sports
(Tehlikeli Sporlar)
Skydiving, Skateboarding, Rafting, Canoeing, Climbing, Caving,
Bungee-jumping, Skiing, Surfing, Parkour, Rock Climbing

 

*      “Sports Equipments” (Spor Malzemeleri/Ekipmanları)

What are the goggles for? (Koruma gözlükleri ne içindir?)
They are for swimming. (Yüzme için.)

Goggles (Koruma gözlükleri)  –>   Swimming
Gloves (Eldiven)   –>   Boxing
Bat & Ball (Sopa ve top)  –>   Baseball
Rackets & Ball (Raket ve top)  –>   Table tennis
Hoop (Pota)  –>   Basketball
Ice-skate (Buz pateni)  –>    Ice skating
Shuttlecock (Badminton topu) à Badminton
Weights (Ağırlık/Halter)   –>   Weightlifting
Helmet (Başlık/kask)  –>   Cycling, skating
Arrow (Ok) & Bow (Yay)  –>    Archery
Trainers (Spor ayakkabıları)  –>    Basketball etc.
Knee pads (Dizlik)   –>   Volleyball
Net (Ağ, file)  –>   Tennis, volleyball etc.

*      PLAY, DO, GO

Play (oynamak), do (yapmak) ve go (gitmek) fiilleri sportif faaliyetlerin ve oyunların gerçekleştiril-mesini ifade etmek için kullandığımız sözcüklerdir.

Play” fiili, içerisinde top olan ve rakiplerin karşılaştığı sporlarla birlikte kullanılır:

I sometimes play volleyball after school. (Okuldan sonra bazen voleybol oynarım.)

Shall we play football tomorrow? (Yarın futbol oynayalım mı?)

Do” fiili, içerisinde top olmayan sporlar ve etkinliklerle birlikte kullanılır:

We do karate at the weekends. (Haftasonları karate yaparız.)

They do aerobics at the gym. (Onlar spor salonunda aerobik yaparlar.)

Go” fiili ise genellikle sonunda -ing eki olan sportif etkinlikler için kullanılır:

I usually go cycling on Saturdays. (Cumartesi günleri bisiklet sürmeye giderim.)

Do you go surfing on Sundays? (Sen Pazar günleri sörf yapmaya gidiyor musun?)

Play, do ve go fiillerinin kullanımıyla ilgili ayrıntılı bilgi için aşağıdaki tabloyu inceleyiniz.

Play Football/soccer, basketball, tennis, volleyball, hockey, golf, badminton
Do Aerobics, archery, boxing, karate, athletics, taekwondo, judo, exercise, yoga
Go Surfing, cycling, climbing, ice skating, skiing, hiking, camping, jogging, bowling

*      Sportif faaliyetlerin gidişatı/sonucu ile ilgili kelime, ifade ve cümleler:

Draw (Beraberlik)
Beat (Yenmek)
Lose (Kaybetmek)
Win (Kazanmak)

It is a draw now.    (Şuan bir beraberlik.)
Both teams have the same score. (Her iki takım aynı puana sahip.)
We are beating them.  (Onları yeniyoruz.)
We are losing.  (Biz kaybediyoruz.)
We are winning.  (Biz kazanıyoruz.)

*     Ders kitaplarında belirtilen sporla ilişkili diğer sözcükler.

Medal (madalya)
Referee (hakem)
Player (oyuncu)
Field / Pitch (saha)
Goal (kale)
Score a goal (gol atmak)
Court (kort/saha)
Pool (havuz)
Achieve (başarmak)
Race (yarış)
Alley (bovling pisti)
Tournament (turnuva)
Healthy (sağlıklı)
Final (final, son)
Spectator (izleyici)

Yorum yaz

Your email address will not be published.


*

error: